
Takdim



Bismillahirrahmanirrahim
Günümüzde din anlayışında bir yozlaÅŸma olduÄŸu görülmektedir. Din hususu dünyanın ilk zamanlarındaki gibi deÄŸerlendirilmektedir.
Zamanımızın umumi kanaatine göre dinin terakkisi dünyanın terakkisine paralel olmuÅŸtur. Ancak bu ÅŸekilde düÅŸünülmemelidir. Din, dünya terakki ettiÄŸi için deÄŸil, "Hüve (Allah) her an yeni bir ÅŸanda olduÄŸu" için terakki etmektedir. Dünya da Allah'ın bu arzusuna uyarak terakki etmektedir. Zira maneviyat maddiyata deÄŸil, maddiyat maneviyata tâbidir.
Bazıları dünya ilerlediÄŸi halde din anlayışının aynı noktada kaldığını iddia etmektedirler. Din anlayışının aynı noktada kaldığı iddiası da geçerli bir iddia deÄŸildir. Allah'ımızın halk ettiÄŸi bu dünyanın yaratıldığından bugüne kadar geri gitmediÄŸi, devamlı ileri gittiÄŸi hakikattir. Allah'ın lütfetmiÅŸ olduÄŸu din-i ilmiyeyi deÄŸil, dünya yaÅŸamını esas alarak tatbik etmeye çalışmak manevî terakkiye engeldir.
Âlemlerin yaratıcısının Allah olduÄŸu idrak edilirse bu söz daha iyi anlaşılabilecektir.
Bazı kimseler İslâm'ı Efendimizin zamanındaki yaÅŸam ÅŸartlarına göre tarif etmeye çabalarlar. Her zamanın ÅŸartları deÄŸiÅŸiktir. Ve her zamanın gönlü Allah'ın o zamandaki arzusunu Peygamberimizin ÅŸeriat-ı ilâhiyesi üzerine insanlara intikal ettirmekle vazifelidir. Peygamberimiz zamanındaki yaÅŸam ÅŸartlarını esas almak yerine Sevgili Efendimizin lütfettiÄŸi ilm-i ilahiyeyi esas almak icap eder.
Artık kiÅŸiler "senin dinin/benim dinim" tartışmalarını bir yana bırakıp Allah'ın Dininde bir araya gelmelidirler. Herkes Allah'ı kendine göre deÄŸerlendirmeyi bırakıp, Allah'ın kendisini nasıl bildirdiÄŸini dikkate almalıdır. Aksi takdirde yapılacak her türlü teÅŸebbüs dünyevîleÅŸmeye, dolayısıyla akîm kalmaya mahkûmdur.
Bu sitedeki çalışmaların mânâ-i münîfini ÅŸöyle ifade edebiliriz; Sevgili Efendimiz "Size paha biçilmez iki emanet bırakıyorum. Birisi Allah'ın kitabı Kur'an diÄŸeri de benim Ehl-i Beyt'imdir. Bunlara sarılırsanız asla sapmazsınız. Bu ikisinin hesabı kıyamet günü sizden sorulacaktır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 323) nebevî sözünü buyurmuÅŸtur.
İnsanlar Allah'a bir yol bulmak ve yakınlık kurmak isterler. Bunun için de uÄŸraÅŸ verirler. Allah'ımız kendisine yakınlık arzu edenlerin bu yakınlığa ulaÅŸabilmeleri için manevî yollar lütfetmiÅŸtir. Ancak insanlar Allah'ın çizmiÅŸ olduÄŸu yoldan gitmeyip kendi baÅŸlarına bir yol tutarak ve Allah'a ulaÅŸmak istemekte, ulaÅŸamayınca da hayal kırıklığına uÄŸramaktadırlar. Bu, bazı din adamlarının tarif ettiÄŸi muamelat ile sınırlanmış olan İslâm anlayışı ile deÄŸil maneviyatın özü olan ilâhî ilim ve irfan ile olur. Bu maneviyatı tahsil edenler zaten muamelat noktasında da sıkıntı çekmezler.
İslâm'ı Peygamberimizin (s.a.v) va'z etmiÅŸ olduÄŸu ÅŸekilde asla sadık kalarak geçen zamana hitap edecek ÅŸekilde idrak etmek terakkiye vabestedir.
'A'raf sûresi 181. âyetinde;
"Ve mimmen halakna ümmetün yehdune bilhakkı ve bihî ya'dilune"
"Ve halk ettiklerimizden bir ümmet de vardır ki "el Hak" ile hidayet eder ve Hû ile adalet ederler," buyrulmaktadır.
Sevgili Efendimiz kendisinden sonra Muhaddesun (kendilerine ilham ve beyan lütfolunanlar) ile ünsiyet edilmesini tavsiye buyurmuÅŸlardır. Bu, Efendimiz zamanındaki İslâm'ın asliyyetinin o gönüller tarafından ifade edileceÄŸine iÅŸaret etmektedir.
Ümmet peygamberlere tâbî olan yaratılmış varlıklardır. Zamanın imamına tâbî olanlara ümmet denir. Bizler son peygamber Hz. Muhammed'e (s.a.v) tâbîyiz, O'nun ümmetiyiz, çünkü bizim imamımız O'dur.
Muhaddesun Allah'ın lütfetmiÅŸ olduÄŸu yakınlığı bularak ilham alanlar manasına gelmektedir. Böylelikle peygamberimiz kendisinden sonra da Hakk yakınlığı bulmuÅŸ olan gönüllerden kendi ÅŸeriatı üzerine ahz-ı feyz edilmesini beyan etmiÅŸlerdir.
Dinin aslı peygamberlere tam uymaktır. Peygambere uymak dine uymak demektir.
Maksadımız uzun zamandır yapmış olduÄŸumuz çalışmalardan edindiÄŸimiz tecrübe ve intibalar ışığında Rabbimizin emirleri mucibince kiÅŸilerin bu yoldaki düÅŸünce tarzlarından ortaya çıkan sorular ve meselelerde Allah'ımızın arzuları istikametinde onları aydınlatarak tenvir etmek gayesidir.
Allah'ın rahmet ve inayeti bütün varlıkların üzerine olsun.
​
​
ELL HACC HÜSEYİN VEDAD
2010